Thursday, 12 March 2009
Felsefe Doktoru ve bir Biyolog olan Lyall Watson’ un 1974 yılının Haziran ayında,Endonezya’nın doğusundaki Timor Timur adındaki adaya yaptığı yolculukta birebir yaşadığı fenomendir. Watson, aslında bu adaya başka bir fenomeni incelemek için gelmiştir, ama bölgeye gelmeden önce yakın bir köyde bir poltergeist vakası yaşandığı söylenince bu yeri öncelikle ziyaret etmeye karar verir.Bu evde ise, karı-koca, iki çocuğu ve bir de adamın kız kardeşi yaşamaktadır. Akşam birlikte yemek yerlerken bir ara, aniden evin sekiz yaşındaki çocuğu bir çığlıkla elindeki fincanı masaya düşürür. Watson hemen çocuğun elini incelediğinde, elinin üstünün nedensiz bir biçimde kanayan ve çocuğun diş izinin çapından büyük bir diş izi olduğunu görür.Olay bu kadarıyla da kalmamıştır.Tam o sırada lambanın alevi maviye dönüşerek birden parlar.Bununla birlikte,materyalize olayları da oluşur ve tuz yağmaya başlar. Bu olaylara garip sesler de eşlik eder ve masa da, içinde yabani bir hayvan olan kutu kapağı gibi sallanmaya,sıçramaya başlayarak devrilir. Watson, olaylar bitince yaptığı titiz ve ayrıntılı araştırmalar sonucunda hiçbir hile bulamaz. (Zaten hile yapılacak karakterde bir fenomen olmadığı gibi, bulunulan yer de buna uygun değildir.)

Ayrıca,bazı poltergeist vakalarında yine materyalize ile cisimlerin hareket ettirilmesinin sınırlı birkaç gün boyunca sürmesi ve buna neden olan kişinin tespit edilmesiyle, kovma işlemi olmaksızın birden sona ermesinin sebebi,bulunulan ortamdaki enerjinin o insanların beyinleri üzerindeki tesirleri ve Astrolojik etkilerin kişilerin koruyucu melekelerini zayıflatmasıyla birlikte,etkileşimi altında kaldıkları cinlerin o beyinler üzerindeki tesirlerinin artıp azalmasıdır. Çünkü bu tür etkileşimler, tamamıyla beyinle ilgili olduğu için, bir önce anlattığımız olaylarda da görüldüğü üzere çok daha güçlü (şiddetli) ve uzun, hatta anlatılan nedenlerden dolayı ömür boyu sürerken, kimilerinde de belirli bir süre,kiminde de çok çok kısa sürede olmaktadır. Bu sebepledir ki,etkilerin tamamı göz önüne alınmadığı ve olaylara tek bir açıdan bakılarak değerlendirilmediği için etkileşimlerin türü farklı olsa da mekanizması hep aynıdır.

Buna destek veren örneklerin biri de,poltergeist vakalarına katlanamayan ve bunalan insanların,rahatsızlık veren bu varlıklara kendilerini rahat bırakmaları için güçlü bir biçimde bağırmalarıyla olayların sona ermesidir ki,bunun oluşum şekli de,içten gelen bir biçimde yani şiddetli bir konsantrasyonla,beyindeki ilgili hücreleri, dolayısıyla koruma melekelerini harekete geçirmek suretiyle bu tür varlıklara blokaj oluşturmasıdır. Ya da olaya neden olan kişilerin o ortamlardan uzaklaştırılmalarıyla vakalar sona ermekte, ancak o kişi üzerindeki etkiler ( de bazılarında kalkmış gibi görünse de)aynı veya biçim değiştirmiş şeklinde devam etmekte ve ışınsal varlık(lar) kendini o kişiye mutlaka hissettirmektedir.

Bununla ilgili bir örnek de ünlü Amerikan kanalı Reality TV’de yayımlanmıştı. Programda, bir aile, benzer türden saldırıya uğrar ve belli bir süre sonra bu duruma dayanamayarak ev değiştirmeye karar verir. Ama nafile, olaylar sona ermez.Yine evde bıçaklar, kesici aletler havada uçuşmakta,bazen bulduğu yumuşak yerlere saplanmakta bazen de ev halkı merdivenlerden, yüksek yerlerden görünmeyen bir güç tarafından itilmekte, evdeki giyim eşyaları ve kumaşlar hiçbir neden yokken kesilmekte ya da kesilmiş bulunmaktadır. Eve bu konuyla ilgili din adamları çağrılır ancak, güçleri yeterli olamadığından başarılı olamazlar. Aile yine çareyi ev değiştirmekte bulur ve bu yer değiştirme on bir kez tekrarlanır. En sonunda kendileri özel bir ev yapmaya karar verirler ve tekrar Eyalet Üniversitesinden konuyla ilgili bir bilim adamı çağrılır.Bilim adamı ise birtakım enerji ölçer aletlerle evi inceler ve sonucunda evde ani enerji(ısı)sapmaları,değişimlerini saptar. İpuçlarını da dikkâtlice inceleyerek daha önceki diğer araştırmacıların da belirttiği gibi, bu insanların halüsinasyon türünden şeyler yaşayan insanlar olmadıklarını ortaya koyar.
Rosenheim Poltergeist
Rosenheim Poltergeis olayının dünyaca ünlü olmasınınen büyük sebeplerinden biri birçok görgü tanığının olması ve pek çok kişi tarafından araştırılmış olmasıdır. Bu olayda odak Almanya, Rosenheim kentinde bir hukuk firmasında sekreter olarak çalışan 18 yaşındaki Anne-Marie Schneider idi. Poltergeist 1967 yılında başladı ve hemen hemen iki sene sürdü.

Önceleri elektrik ve telefon hatlarında meydana gelen garip arızalarla başladı. Ofisteki ampullerin ışığı göz kırpar gibi azalıp çoğalıyor veya aniden parlıyordu. Bazı ampuller ise soketlerinde kendiliğinden dönüyor, ve soketten kurtularak yere düşüyordu. Bazıları ise kapalı oldukları halde durup dururken patlıyordu. Kontrol edilmek üzere teknisyenler çağrıldı ve teknisyenler kontrolleri sonucu binanın içine kaynağı belirsiz aralıksız güçlü elektrik dalgaları geldiğini tesbit ettiler.

Telefon faturaları bir anda kabul edilemez rakkamlara ulaşmıştı. Telefon şirketine göre birkaç gün içinde bir numara yüzlerce defa aranmıştı. Ancak bir nokta vardı ki aranılan numara bir dakika içinde altıyüz defa aranmıştı. Bu onyedi saniyede bir tekrar rekrar aranması demekti ki o zamanın teknolojisiyle bu mümkün değildi.

Telefon problemi sadece onunla da kalmadı, telefonlar bilinmeyen bir nedenle aniden kesiliyor veya santralde görünmediği halde hepsi bir anda çalmaya başlıyordu.

Lokal gazete olayla ilgilenmeye başladı ve çok uzun sürmeden televizyon şirketleri de olayla ilgili programlar yapmaya başladılar. Sabrı tükenen hukuk firmasının sahipleri bu garip olaylara sebep olan şakacı kimse hakkında polise başvurduğunda polis de işin içine girdi. Rosenheim olayı sürdüğü iki sene boyunca kırkın üzerinde görgü tanığı olmuştu.

Freiburg Üniversitesi Parapsikoloji Bölümü profesörlerinden Hans Bender Rosenheim olayını araştırmaya başladı. Bir süre sonra olayları Anne- Marie ile bağdaştırdı. Garip olaylar Anne-Marie’’nin ofiste olduğu zamanlarda meydana geliyor ve ampullerin altından geçtiğinde hareketleniyordu. Prf. Bender Annie - Marie’ye Psi test uyguladığında sonuçlar kızın telepatik olduğunu gösteriyordu. Ayrıca olaylar olduğu sırada Annie-Marie’nin duygusal ve zihinsel durumu iyi değildi. Nişanlısıyla kavgalıydı ve büyük aile problemleri yaşıyordu.

Bu arada ofiste başka fenomenler de gerçekleşmeye başladı. Duvardaki resimler kendiliğinden döndürülüyor, ağır dosya dolapları hareket edip çekiliyor, fotokopi toneri bir anda dışarı fırlayıp heryere dağılıyordu. Hukuk firmasının sahipleri sabırlarını yitirerek Anne-Marie’yi işten uzaklaştırdılar. Anne-Marie ofisten gider gitmez fenomenler durmuştu.
Amherst Poltergeist
Aylar boyunca 19 yaşındaki bir gençkız ve ailesi sağır edici gürültülere, korkunç tehditlere ve anlatılmaz şiddetlere maruz kaldılar. Amherst Canada tarihinde meydana gelmiş en ünlü Poltergeis vakasıdır.

Nova Scotia daki Amherst’te yaşayan Esther Cox Canada tarihine damgasını vurmuş en korkutucu poltergeis olayının kurbanı olmuştur. Garip olaylar bir çok kişi tarafından şahit olunmuş ve kaydedilmiştir hatta kitap haline getirilmiştir.

Sene 1878 ve yer Nova Scotia’nın kuzey merkezinde olan Amherst’teki Princess caddesiydi. 19 yaşındaki Esther Cox kiralık bir evde evli ablası Olive Teed, onun eşi Daniel Teed ve iki küçük çocuklarıyla beraber yaşıyorlardı. Kalabalık ev Esther’in küçük kardeşleri Jannie ve William, ve Dainel’in erkek kardeşi John’a da yuva olmuştu.

Aniden bu sıkıcı ve sıradan aile evine korku musallat oldu. Bu paranormal bir güç tarafından ziyade insan olmaktan uzak bir canavar tarafından gerçekleştirildi. Esther tanıdıkları olan Bob MacNeal tarafından neredeyse tecavüze uğradı. Esther’in, kötü şöhretli bu ayakkabıcının ününden haberi yoktu ve saldırıdan hafif yaralarla kurtuldu. Ancak bu olay görünmeyen bir veya birkaç varlık tarafından gerçekleştirilecek başka türdeki saldırılar için bir kapı açmış gibiydi. Amherst Poltergeist olayı başlamıştı.

Teed ailesi kalabalık olsa bile kiraya yardım olsuması için zaman zaman eve pansiyoner alıyorlardı. Fenomene ilişkin olaylar başladığında pansiyoner olarak kalan Walter Hubbell bu olayların bazılarına şahit olmuş ve sonradan yayınladığı Büyük Amherst Gizemi adlı kitabı için kaydetmiştir.

Bir gece ev halkı korkuç bir çığlıkla ayaklandı. Evin yetişkinleri sesin geldiği yere, Esther ve kız kardeşi Jannie’nin paylaştıkları odaya koştular. Kızlar tam uykuya dalmak üzereyken üzerlerine örttükleri yorganın altında birşeyin hareket ettiğini farketmişlerdi. Esther fare olduğunu düşünmüş ancak her tarafı araştırmalarına rağmen bir şey bulamamışlardı. Kızlar ve diğerleri yataklarına geri döndüler ve o gece başka bir şey olmadı.

Onu izleyen gecede ev halkı tekrar çığlıklarla uyandı. Esther ile Jannie bu seferde yatağın altındaki parça kumaşların saklı durduğu kutudan hışırtılar ve garip sesler geldiğini duymuşlardı. Kutuda ne olduğunu anlamak için yatağın altından çıkardıklarında kutunun kapağı kendiliğinden çıkıp kutunun yanına konuvermişti. Kutunun kapağı tekrar hareketlernip konduğunda ise genç bir kadın çığlığı duyulmuştu. Bu noktaya kadar aile olayları iki kızın fazla hayal gücüne bağladılar. Özellikle Esther saldırının ardından oldukça hassastı.

Ancak üçüncü gece olanalar Esther Cox’a olanların olağanın dışında birşeyler olduğunu Teed ailesine kanıtlayacaktı. O gece Esther biraz ateşi olduğundan yakınarak erkenden izin isteyerek odasına çekilmiştir. Saat gece on sularında, Jannie kız kardeşiyle paylaştığı yatağa yattığında, Esther bir anda yataktan odanın ortasına fırlayarak elbiselerini yırtmaya ve “Tanrım! Ölüyorum!” diye bağırmaya başlar.

Jannie lambayı yakarak kız kardeşinin nesi olduğuna bakmak için yaklaştığında onun teninin parlak kırmızıya dönüştüğünü ve doğal olmayan bir şekilde şişmekte olduğunu korkuyla farkeder. O sırada Olive odaya girer ve kardeşiyle birlikte görünüşe göre boğulan ve nefes almak için mücadele eden Esther’i yatağa yatırırlar.

Evdeki diğer yetişkinler de geldiğinde hayretler içinde Esther’in teninin dokunmak için çok sıcak olduğunu, kırmızı bir renk alarak normal ötesinde şiştiğini görürler. Esther’in gözleri buğulanmış ve acı içinde ağlamaktadır. O anda Esther’in yatağının altından gök gürültüsüne benzer bir sesle birlikte oda sarsılır. Birkaç gürültü daha çıkar ve sonra susar. Bununla birlikte Esther’in bedebindeki şişlikler yavaşça söner ve kız derin, çok derin bir uykuya dalar.

Dört gece sonra korkutucu olaylar tekrarlar. Esther’in tenindeki şişme ve çektiği işkence yine yatağının altından gelen gök gürültüleriyle sona erer. Bu garip hastalığa çare bulmak için Daniel Esther’i muayne etmesi için yerel doktor Dr. Carritte’yi çağırır. Dr. Carritte o gün gelmiş geçmiş en korkutucu olaya tanık olacaktır.

Doktor Esther’in yatağının başında otururken, şaşkınlık içinde kızın başının altındaki yastığın görünmez eller tarafından yapılıyormuş gibi kendiliğinden hareket ettiğini görür. Aynı anda yatağın altından gümbürtüler gelir. Doktor yatağın altını kontrol ettiğinde bir şey bulamaz. Sonra yine o görünmez eller tarafından kızın geceliğinin üzrinden sızla sıyrılıp odanın bir köşesine fırlatıldığına şahit olur. Aynı anda doktor metalin plastik bir yüzeyi kazıması gibi sesler duyar ve Esther’in yatağının baş tarafındaki duvara baktığında harflerin duvar üzerinde kendiliğinden oluşarak belirmesini izler. Harflerin oluşumu bittiğinde duvar üzerindeki yazıyı hayretle okudu. “ Esther Cox, sen öldürmem için bana aitsin” . Bir an sonra duvar üstündeki kağıt yine kendiliğinden yırtılarak odanın öbür tarafına, doktorun ayaklarının dibine fırlatıldı. İki saat sonra ev tekrar sessizliğe bürünmüştü.

Dr. Carritte ertesi günü tekrar eve dönerek daha fazla açıklanamayan olaya tanık oldu. Patetesler havada uçuşup bir odadan diğerine fırlatıyor, sağır edici sesler bu sefer çatıdan geliyormuş gibi görünüyordu. Doktor çatıyı kontrol etti ancak yine gürültüye sebep olacak bir neden bulamadı.

Tüm bu olayların ışığında doktor seneler sonra meslektaşına yazdığı bir mektupta şöyle diyecekti.

“Dürüst davranan septik kimseler bu olayda hiçbir aldatmaca veya sahtekarlık olmadığı konusunda ikna oldular. Senin önerine uyarak, bu olayla ilgili yazıyı medikal gazetede yazdığımda hekimlerin bunun gibi bir mucize olaya inanacaklarından şüpheliyim. Kesinlikle eminim ki eğer tanık olmasaydım ben de inanmazdım”

Tabi ki doktorun Esther’e hiçbir faydası dokunmadığı gibi evdeki huzursuzluğu da sona erdiremedi. Olay daha yıkıcı ve tehdit edici boyutlara vararak devam etti:

Evin çevresinde açıklanamaz yangınlar çıktı, bıçak ve çatallar görünmez eller tarafından fırlatılarak tahtalara ve duvarlara saplandı, kibritler bir anda havada belirerek yataklara düştü, mobilyalar kendiliğinden yaherek ederek devrilip duvarlara çarpıldı, yüksek sesli tokat seslerinin ardından Esther’in yüzünde kırmızı parmak izleri oluştu, nerden geldiği belli olmayan toplı iğneler Esther’in yüzüne saplandı, komşu çocuğunun elindeki çakı bir anda alınarak Esther’in sırtına saplandı. Ve bunun gibi bir çok korkutucu olayla devam etti.

Zavallı işkence altındaki Esther birçok defa bu şeytanı varlıktan kaçmaya çalıştı fakat nereye gitse onun tarafından izlendi.

Esther katıldığı bir Baptist töreninde arka sıralardan birinde oturuyordu. Törenin başlamasıyla birlikte tıklamalar ve patırtılar tüm kiliseyi sardı. Sesler görünüşe göre kilisenin ön tarafından geliyordu. Sesler yükseldikçe yükseldi ta ki pederin sesi duyulmaz olana kadar. Olayların sebebinin kendi olduğunu bilen Esther kilise binasını terk eder etmez sesler durdu.

Esther ailesini bu şeytani varlıktan korumaya çalıştı. İlk önce komşu eve taşındı bir süre ancak poltergeist onu orada da izledi ve Esther’i eve geri dönmeye zorladı. Teed’lerin ev sahibi olaylardan aileyi sorumlu tutarak ve fenomenin şiddetli doğasından korkarak onları çıkartmaya kalktı .Birkez daha Esther sorumluluğu üzerine alarak yakın çiftliklerden birinde iş bularak evdeb taşındı.

Ancak çiftlik ahırı tamamen yanınca, çiftlik sahibi Esther’i kındakçılıktan tutuklattı. Esther 4 ay hapise mahkum oldu ancak sadece 1 ay sonra serbest bırakıldı. Hapsedilmesi tüm başına gelenlerin üzerine tuz biber olarak düşünülse de tam tersi oldu. Esther serbest kaldıktan sonra Poltergeist yavaşlamaya ve kaybolmaya başladı, bir süre ufak tefek olayların ardından tamamen kayboldu.

Esther daha sonra iki defa evlendi ve 1912 de 53 yaşındayken öldü. Esther’in ölümünden sonra Walter Hubbell “Büyük Amherst Gizemi adlı kitabını yayınladı. Kitapta olayların yanı sıra 16 görgü tanığının imzaları ve yeminli ifadeleri de vardı.
Macomb Poltergeist
Amerika’da meydana gelem Poltergeist olaylarının en ünlülerinden biridir. 1948 yılında Macomb İllinois’te yaşanmıştır.

Olay gazetelerin baş sayfalarına taşındığında bilinen en ünlü olaylardan biri haline geldi. Ancak bu olayı diğerlerinden ayıran en büyük özellik, hadiseye sebep olan gücün objeleri hareket ettirmek veya sesler oluşturmak yerine yangın çıkarmasıdır.

1948 yılında huzursuz bir genç kız olan Wanet, ailesinin kötü bir şekilde boşanması üzerine babasıyla yaşamaya zorlanmıştır. Baba ile kız, babanın erkek kardeşinin Macomb’da bulunan çiftliğine yerleşirler. Wanet çok mutsuzdur ve duyguları açırı derecede hassastır. Bir süre sonra bu hassas duygular en büyük tehlikelerden birine sebep olacaktır. Yerleşmelerini izleyen haftalarda Wanet’in amcasının çiftliğinde çıkan yangınların sebebi Wanet’in ta kendisidir. Zihin gücünü kullanarak yangınları çıkarmaktadır ancak kızın bu fenomeni kendisinin yarattığına dair hiçbir fikri yoktur.

Gizemli yangınlar 7 Ağustos günü Amcası Charles Willey’in çiftliğinde başlar. O sıralarda Charles , karısı, kayınbiraderi, kardeşi Arthur Mc Neil ve onun çocukları 8 yaşındaki Jr. Arthur ve 13 yaşındaki Wanet ile beraber yaşamaktadır. Wanet’in annesi Bloomington’a taşınmış ve genç kız özlemle onun yanında yaşamak istemektedir.

Yangınlar evin duvar kağıtlarının üzerinde kahverengi noktalar halinde başlar, Noktaların belirmesinden saniyeler sonra duvar alevler içince kalır. Bu küçük yangınlar her gün yaşanmaya başlar ve komşular dahi çıkacak yangınları izlemek ve onları su ile söndürmek üzere yardıma eve gelirler. Su dolu kaplar hazırlık için her yerdedir. Şahitlerin gözü önünde yangınlar tekrarlanır, gönüllüler ise yangınları söndürmek üzere her an tetiktedirler. Macomb’un itfaiye şefi Fred Wilson araştırma için çağrılır. Wilson evin duvarlarındaki tüm duvarkağıtlarının sökülmesini söyler. Duvar kağıtları tamamen sökülür ve şahitler bir kez daha yalın tahtanın üzerinde kahverengi noktanın belirip daha sonra da alev almasını izlerler. Küçük kıvılcımlar tavana sıçrar.

İtfaiye şefi Wilson yangının nedenini anlayamaz. 7 Ağustos haftası ön sundurmada yangınlar çıkar, her odada perdeler alev alır, hatta bir yatağın tümünü kaplar. Ulusal Yangın Araştırma Laboratuarı da araştırmaya dahil olur ve sonuçta buldukları ise alev alan duvar kağıdının yangına karşı koruma kaplı olduğudur. Çıkan yangınlar için hiçbir açıklama bulamazlar.

Sigorta şirketinden araştırma için gönderilen araştırmacı da yangının çıkışına şahit olur. O hafta 200′ den fazla yangın çıkar ve en nihayet 14 Ağustos tarihinde tüm evi sarar. Willey araziye ailesi için sığınabilecekleri bir yer yapar ve ailesini garaja yerleştirir. Bir sonraki gün oturma odasının hemen ardından ahır yanar. Daha sonraki Perşembe günü kümes yanar ve hemen ardından çiftliğin ikinci ahırı da kül olur. Yangın sönrürme tüpleri işe yaramaz. Görevli bile yangının görülmemiş bir ısı içerdiğini söylemektedir.

Aile başka boş bir eve taşınır ancak yangın onları izler ve devam eder. Hatta amerikan hava kuvvetleri bile işin içine karışır. Gizli bir radyasyondan çıkabileceği savını ortaya ataralar ( Rusların sebep olduğu !) ancak herhangi bir yardımda bulunmazlar.

Her konudan araştırmacılar çiftliği didik didik araştırırlar ve çeşit çeşit fikirler ortaya atılır. Bunlardan bir tanesi yangınların Wanet tarafından gizlice çıkarıldığıdır. Ancak açıklayamadıkları nokta Wanet’in bu hiç bitmeyen kibritleri nerden bulduğuydu. İtfaiyeci Marshal Burgard ve Eyalet Polisinen Keith Scott Wanet’i bir köşeye çekip saatlerce konuştular. Konuşma sonunda Wanet’in yangınlara sebep olduğunu itiraf ettiği ilan edildi , ancak o odada dahi yokken duvarlarda beliren kahverengi noktalar ve birden alev almalar hala açıklığa kavuşmamıştı.

Yüzlerce paranormal araştırma yapılmasına rağmen yangınların neden veya nasıl çıktığına dair kesin bir cevap bulunamadı.

Hadisenin başından beri izleyen ve araştıran, Peoria gazetesinin bir köşe yazarı, Wanet tarafından yapıldığı iddia edilen itirafa inanmadığını gazetesinde açık açık belirtiyordu. Aynı şekilde Gizemli Işıklar ve Yangınlar adlı kitabında olayı konu eden yazar Vincent Gaddis de itiraf hikayesine inanmıyordu. Ona göre bu olay poltergeist olayına mükemmel bir örnekti.

Willey Çiftiğinde ne olduğu günümüzde de hala büyük bir soru işaretidir. Wanet büyükannesinin yanına gönderildi ve sigorta çiftlik için tazminat ödeyerek amcasının zararını karşıladı. Yangınlar sona ermiş hayat normale dönmüştü. Halka yapılan açıklama ise muhtemelen gerçeklerden oldukça uzaktı.

Her gizemli olayda olduğu gibi.
Poltergeist Olayları

Smurl Poltergeist

1974 -1987 yılları arasında, Amerika Pensilvanya eyaletinde, West Piston - Chase caddesinde oturan sıradan bir aile, 13 yıl boyunca açıklayamadıkları ve bir türlü kurtulamadıkları olaylarla karşı karşıya kaldılar. Başlarına gelen olaylar medyaya yansıyıp, yaşadıkları bu çetin sınav “ The Haunted” adı altında hem kitap hem film olarak yayınlandığında, hikayeleri meşhur oldu. Ailenin adı Smurl’du.

Herşey , 1972 yılında meydana gelen Agnes kasırgasının, ardıda bıraktığı sel felaketinin yarattığı hasar sonucu, Jack ve Janet Smurl’un yaşadıkları Pensilvanya Wilkes-Berre’den taşınmalarıyla başladı. 1973′de Jack Smurl’un anne ve babasının aldıkları iki katlı dubleks eve yerleşerek beraber yaşamaya başladılar. Jack ve Janet ile iki kızları Dawn ve Heather evin bir yarısında, Jack’in anne ve babası ise evin diğer yarısında yaşıyorlardı. Ev 1896 yılında inşa edilmişti ve orta sınıf , sıradan bir mahallenin ıssız bir caddesindeydi.

Yaşayış biçimlerinden mutluydular. Jack ve Janet Katolik inançalarına göre büyümüşler ve Jack’in ebeveyinleri gibi inançlarına sıkı sıkıya bağlıydılar. Birbirlerine bağlı ve sevgi dolu bir aile olmalarından dolayı evi paylaşmaktan son derece mutluydular. Evde bazı tamiratlar yapmışlar ve yeni dekorlar ekleyerek iyice yerleşmişlerdi. Bir süre sonra Jack ve Janet’in yeni doğan ikiz kızları Shannon ve Carin katılmıştı bu mutlu aileye

Ocak 1974′te, eve taşınmalarından bir buçuk sene sonra birşeyler değişmeye başladı.

Olay, küçük fakat kafa karıştırıcı sıkıntılar ve olaylarla başladı. Yeni halılarından birinde çıkarılması mümkün olmayan ve nereden geldiği belirdiz bir leke oluştu; yeni dekore edilmiş banyo eşyalarının üzerinde derin çizikler meydana geldi ; akıtan borular tamir edilmelerine rağmen akıtmaya devam ettiler ve televizyon aniden alev aldı.

Zaman geçtikçe olaylar ürkütücü ve korkutucu hale geldi. Jack ve Janet’in kızları Dawn yatak odasında havada yüzer gibi duran insanlar gördüğünü iddia ediyordu. Çekmeceler kendiliğinden açılıp kapanıyor, merdivenlerde kaynağı belirsiz ayak sesleri duyuluyor, fişe bile takılı olmayan radyo ansızın yükses sesle çalışmaya başlıyor, tuvalet sifonları kendiliğinden çekiliyordu.

Olaylara yolan her ne idiyse, devam etti ve daha da kötüleşti. Evin içinde korkuç leş kokuları oluşuyordu ve Jack birkaç defa görünmeyen birşeylerin kendisine dokunduğunu hissetmişti. Zaman geçtikçe Poltergeist daha da şeytani olmaya başlamıştı. Tarih 1977′yi gösterdiğinde aile açıklanamayan sıkıntılardan çok daha fazlasıyla karşı karşıya olduklarını anlamışlardı.

Fenomen sadece evin Jack ve Jabet’in yaşadığı kısımla sınırlı kalmıyordu. Evin diğer yarısında yaşayan Jack’in ebeveyinleri de korkutucu olaylarla karşı karşıya gelmişlerdi. Evin yaşadıkları tarafında, evin içi bazen bir anda buz gibi soğuyor, evin diğer yarısında sanki Jack ve Janet şiddetli ve küfürlü kavgalar ediyorlarmış gibi sesler duyuyorlardı.

Hatta yakındaki komşular bile Smurl ailesinin başıma musallat olan fenomenden etkileniyorlardı. Evde kimsenin olmadığı zamanlarda bile, evin içinden çığlıklar ve yüksek sesli gürültüler geliyordu. Komşuların çoğu alienin başına musallat olan olaylardan üzüntü duyarken, bir kısmı ise, özellikle işin içine medya girdikten sonra, fenomenin ile tarafından yaratıldığını ve aileyi bu iş üzerinden para kazanmaya çalışmakla suçluyorlardı.

Bir gün, Jane bodrumda çamaşırları makineye koyarken birinin adını seslendiğini duyuyor ve o da sese cevap veriyor. Sonra ona kimin seslendiğini anlamak için evi dolaştığında evde tamamen yalnız olduğunun farkına varıyor. Sanki bu olay bir katalizör görevi görmüş gibi, olayın ardından kısa bir sure sonra Smurl’ların evini işgal eden güç daha küstah ve daha güçlü hale geliyor. Jane’in mutfağında beliren, siyah, insan şeklindeki varlık duvardan geçerek Jack’in ebeveyinleri olan John ve Mary’nin tarafına geçiyor. Aynı anda fenomene Mary de şahit oluyor.

Bundan sonra aileye karşı fiziksel şiddet başlıyor ve gittikçe çoğalıyor. Alman kurdu olan köpekleri işkenceye maruz kalıyor, bulunduğu yerden kaldırılıp defalarca evin içinde ordan oraya fırlatılıyor, Shannon merdivenlerden itiliyor, tavan pervanesi koparak Janet’in oturmuş olduğu yeri milim sıyırarak düşüyor ve şans eseri Janet yaralanmıyor. Ayrıca Janet zaman zaman oturduğ yerden havalandırılıp fırlatılıyordu. Bunun yanı sıra duvarların içinde sürekli tekrar eden vuruş ve tırmalama sesleri geliyordu.

1986 tarihinde Ed ve Lorraine Warren yardım amacıyla Janet ile bağlantı kurdular. Warren’ler , daha evvel Long İsland’da bulunan Amityville evini de incelemiş olan tanınmış birer psişik araştırmacı ve demonolojisttiler. Janet onların hakkında çok şey duymuştu ve çaresizlik içinde kuşkuculuğunu bir yana atarak onlardan yardım istemişti. Warren’ler aile ile görüşüp evi incelediler. Vardıkları sonuç evde bulunan 4 varlıktan biri şeytaniydi. Bu şeytani varlığın kendini açığa çıkarması için verilen tüm çabalar sonuçsuz kaldı, bunun yerine aileye karşı şiddet daha da fazlalaştı.Görünüşe göre bir tek kutsal su ve dularak olayların ara ara durulmasını sağlıyordu.

Aileye karşı saldırılar ın şiddeti daha da kötüleşti. Jack ve Janet seksüel saldırılara uğradılar, kızları Dawn ise neredeyse varlık tarafından tecavüze uğradı. Carin Smurl ve Ed Warren bilinmeyen bir nedenle hastalandılar, Janet ve Mary Smurl’un kollarında kesikler ve ısırıklar oluştu.

Smurl ailesi yardım için Katolik Kilisesine başvurduklarında, Warren’ler şeytan çıkarma ayini için Peder Mc Kenna’yı getirdiler eve. Peder şeytan çıkarma ayini yaptığında bu sadece şeytani varlığı daha da kızmasına sebep oldu. Pederin yaptığı ikinci şeytan çıkarma da işe yaramadı.

Şeytani varlıktan kaçmaya çalışmakta bir işe yaramıyordu. Ailece gittikleri kampta varlık tarafından takip edildiler, hatta Jack işte bile varlığın tacizlerine uğruyordu. Aile çaresizlik içinde yardım için medyaya başvurdu. Ancak bu sadece ailenin ve evin turist akınına uğramasına, basının yoğun ilgisine ve olayları kuşkuyla karşılayanların saldırılarına sebep oldu. Kilisenin olaya karışmamak için yardım çağrılarına verdikleri red cevaplarına karşılık, medyanın da desteklemesiyle Scranton piskoposluğu olayı araştırmayı kabul etti.

Peder Mc Kenna tarafından yapılan 3. şeytan çıkarma ayininden sonra aktiviteler durdu. Ancak ayinden ve sona eren işkencenin ardından yalnız 3 ay sonra, Aralık 1986′da Jack karanlık bir şeklin kendine işaret ettiğini gördü ve fenomen tekrar başladı. Smurl ailesi evlerini terk ederek başka bir kasabaya taşındılar ve olayla ilgili kitap taşınmalarından kısa bir süre sonra yayınlandı.

1991 yılında çıkan ve ailenin başına gelen olayın konu alındığı filmden 3 yıl önce, 1988 yılında kilise 4. şeytan çıkarma ayinini yaptı ve en sonunda başarılı oldu. Yıllarca maruz kaldıkları karanlık şiddetten en nihayet kurtulmuş ve özlemle bekledikleri huzur dolu yaşama kavuşmuşlardı.

Enfield Poltergeist
Belki de şimdiye kadar kayda geçmiş paranormal olayların içinde en meşhur poltergeist vakalarından biri Kuzey Londra’daki Enfield olayıdır.

Olaylar başladığında, boşanmış bir anne olan Peggy Harper ve dört çocuğundan oluşan beş kişilk aile, Einfield’daki 3 odalı bir evde yaşıyorlardı. Hadiseler Ağustos 1977′de, çocuklardan ikisi olan Janet ve Pete’nin annelerine yataklarının kendi kendilerine hareket ettiklerini söylemesiyle başladı. Peggy çocukların yatak odalarını araştırdığında yatakları herzamanki yerlerinde görünce çocuklarının hikaye uydurduğunu düşünmüştü.

Ancak bir sonraki gece çocuklar tekrar annelerini çağırıp bu seferde odalarının içinde hışırtılar duyduklarını söylemişlerdi.. Bu hışırtılar çocukların tarifine gore bir sandalyenin odanın içinde noydan boya yürüklenerek hareket ettirilmesine benziyordu. Peggy onları rahatlatmak için sandalyenin yerini değiştirip ışığı kapatıp odadan çıkmaya hazırlandığında aynı sesi o da işitir. Işığı tekrar açtığında ses durur. Ancak kapadığında sesi tekrar duyar. O anda olanlar Peggy’nin gözü önünde gelişerek devam edecektir.. Duvardan dört defa yükses sesli vuruş duyulur ve şifoniyer kendiliğinden hareket eder. Peggy’nin şifoniyeri tekrar yerine, duvarın kenarına itmesi bir işe yaramaz ve şifoniyer tekrar hareket eder. Peggy’nin ikinci kez şifoniyeri yerine itmeye çalışması sonuçsuz kalır ve soğukkanlılığını bir anda kaybedeb Peggy çocuklarına yataktan çıkmalarını söyleyerek hep beraber yardım istemek için komşularına koşarlar.

Komşuları evi araştırdıklarında aynı vuruş seslerini onlarda duyarlar. Evi ve bahçeyi araştırmaları sonuçsuz kalır ve bunun üzerine polise başvururlar. Polis geldiğinde aynı sesleri duyar, hatta polis memurlarından biri bir sandalyenin kendi kendine hareket ettiğine şahit olur.

Olaylar çoğalarak devam eder. Fenomene aile dışından bir çok kişi şahit olur. Yerel din adamı, polis, yerel medyum ve Daily Mirror gazetesinden gelen muhabirler de bu şahitlerin arasındadır. Sonunda Psişik Araştırma Derneği üyelerinden Maurice Grosse’le olayı araştırması için bağlantı kurar. Grosse Harper ailesinin evinde kaldığı ilk günler içinde herhangi bir olay olmaz. Birjkaç gün sonra çocukların odasındaki bir sandalyenin bulunduğu yerden kaldırılıp fırlatılmasıyla olaylar başlar. Olay olduğunda çocuklardan biri odada uyumaktadır. Sandalyeyi yerine geri koyarlar. Birkaç saat sonra olay tekrarlandığında evde kalan fotorafçılardan biri hareketin fotorafını yakalar.

Olay Daily Mirror gazetesinin ön sayfasına yansır ve Londra’daki ana radyo istasyonlarından biri Peggy , Grosse ve olaya şahit olan komşularla birlikte ikibuçuk saat süren bir gece programı yapar. Program boyunca olay konuşulur.Harper ailesi gittikçe ünlenir ve Enfield olayı gün geçtikça daha da ilgi çeker. Yazar Guy Lyon da Grosse’nin, sona ermeden evvel iki sene süren garip olayı incelediği araştırmasına katılar


Olayların devam ettiği iki sene boyunca, duvarlardaki vuruş sesleri neredeyse günlük olan olaylar haline gelmiştir. Mobilyalar kendi kedilerine hareket eder ve merdivenlerden aşağı fırlatılırlar, objeler odanın bir ucundan diğer ucuna uçar, çarşaflar ve battaniyeler kendiliğinden yataklardan sıyrılır, yerlerde nerden geldiği belirsiz su birikintileri oluşur, çocuklar yataklarından kaldırılıp odanın diğer köşelerine fırlatılır ve bunun gibi bir çok hadise gerçekleşir. Çocukların uğradığı saldırılara Peggy çoğu kez şahit olur.

Aktivitelerin çoğu görünüşe göre 11 yaşındaki Janet’te odaklanmıştır. Janet odanın içinde oradan oraya fırlatılır, perdeler boğazına dolanarak boğmaya çalışırlar. Bir süre sonra Janet garip kalın bir erkek sesiyle konuşmaya başlar, söylediği adının Bill olduğu ve o evde öldüğüdür.

Doktorlar ve psikiyatristler aileyi muayene ederler. Gerçekten de kalın erkek sesi Janet’in boğazından gelmektedir. Kalın erkek sesiyle saatlerce konuştuğu halde, normal sesine dönebilmesi ve boğazında zorlanmaya dair herhangi bir zarar görülmemesinin sebebi açıklanamaz. Janet akıl sağlığı ve psikolojik durumunda anormallikler olup olmadığı incelenmek üzere 6 hafta güney Londra’daki Maudsley Hastanesine testlere tabi tutulur. Hiçbir anormallik bulunamaz. Ancak Janet’in yokluğunda evdeki hadiseler durmuştur. Bunun üzerine bütün şüpherel Janet üzerine yoğunlaşır.

Çocukların odasına gizli kamera yerleştirilir ve bunlardan biri Janet’i elleriyle kaşığı eğip sonra da demir bir çubuğu eğemeye çalışırken görüntüler. Psişik Araştırma Derneğinden gelen diğer araştırmacılar Jane’in odasını araştırmak istediklerinde, yüzelini çocuklardan öteye çevirmeye zorlanırlar. Çocukların gülüşleriyle birlikte objeler havada uçarak araştırmacılara çarpar. Araştırmacılar çocukların yüzlerini çarçaflara gizlemelerinin sebebini, yaptıklarının görülmesini istememelerin olduğunu düşünürler.

Araştırmacılardan biri olan Anita Gregory, çocukların amcalarının olaylara Janet’in sebebiyet verdiğine inandığını idda eder. Amcaya göre Janet küçüklüğünden beri ilgi çekmeyi ve insanları korkutmayı sevmektedir. Ona göre fenomenin sebebi Janet’tir.

Her şekilde olayalar iki uzun senenin ardından aniden kesilir. Sorular ise cevapsız kalır. Belki gerçek bir fenomen yada çocuklar tarafından yaratılmış bir yalan veya her ikisinin karışımı da olabilir. Çoğu kişinin kanısına göre belirsiz nedenlerele fenomen başlar ve bir süre sonra biter, ilgi çekmek isteyen çocuklar fenomeni kendilerince devam ettirir. Yine de fenomenin iki sene sonra aniden sona erip ailenin normal yaşama dönmelerine izin vermesi akıl karıştırıcıdır.

Sahte veya değil, Enfield hala ilgi çeken ve araştırmacıların kafasını meşgul eden en ünlü paranormal olaylardan biridir.
Monday, 21 July 2008

Mehmet Barlas'in evinde gerceklesen ruh cagirma seansi

Mehmet Barlas'in evinde gerceklesen ruh cagirma seansi


Mehmet Barlas’ın Otağtepe’deki evinde pek çok ünlü konuk arasında bir ruh çağırma seansı düzenlendi…


Senelerce evvel…

Mehmet Barlas’ın Otağtepe’deki evinde, Mehmet Barlas, Güneş Taner, Adanan Kahveci, eşi Füsun Kahveci, Metin Akpınar, Necef Uğurlu ve daha pek çok konuk arasında bir ruh çağırma seansı düzenleniyor…

Gecenin medyumları 6.hisleriyle tanınan Füsun Kahveci ve Metin Akpınar…

Bu kadar siyasi bir ortamda da çağırılan ruh, elbette sıradan bir ruh değil… Adnan Menderes’in ruhu!

Neyse, ruh geliyor….

Güneş Taner, atlıyor ortaya ve sorun bakalım, diyor, iktidar olacak mıyız?

Ancak, ruhtan enteresan bir cevap geliyor:

Suikaste uğrayacaksın!

Güneş beyin tansiyonu düşüyor, ayranlar yetiştiriliyor falan….

Ancak, Mehmet Barlas, pek tatmin olmuyor…. Füsun Kahveci ve Metin Akpınar’ın cinliklerinden şüpheleniyor…

Adnan beyin ruhunu bir sınava çekmek istiyor…

Sorun bakalım"

Sorun bakalım, diyor. Fatin Rüştü Zorlu’nun sevgilisinin adı neymiş….

Arkadaş çevresinde medyumluklarıyla ünlü Füsun Kahveci ve Metin Akpınar apışıp kalıyor tabi…

Bir türlü ruhun ağzından bu gizli ismi alamıyorlar…

Ancak, ruh… Bu cin fikirli medyumlar aracılığıyla orda bulunan Necef Uğurlu’yu çağırıyor….

‘Necef gelsin!!!’

‘Adnan beyin ruhu seni istiyor, Necef’ diyorlar…

Ve ruh, Necef Uğurlu’nun vasıtasıyla Fatin Rüştü Zorlu’nun gizli sevgilisinin adını yazıyor:

Vesamet!

İşte o vakit Güneş beyin tansiyonu bir kez daha düşüyor mu, bilinmez ama Mehmet Barlas, gelen ruhun Adnan Menderes’in ruhu olduğuna kanaat getiriyor….

Acaba diyorum, bu ruh çağırma seansları şimdi başka bir ekiple, Turgut Özal’ın ruhu için yapılıyor ve Cumhurbaşkanlığı soruları soruluyor mu?

Sonra Füsun, "Özal' ın sağlığı düzelecek mi" diye sordu. Fincan "Yok" diye cevap verdi. Füsun Kahveci "Adnan ne olacak" diye sordu. Bu defa " Adnan da yok" cevabı geldi. Bir süre sonra Adnan ve Füsun Kahveci kazada öldüler. Özal da arkasından öldü.
Çetiner'in kitabında Vesamet Hanım'ın adını görünce bunları da hatırladım

Mezarliktan uzanan el


Arkadaslar internette buldum ve sizlerle paylasmak istedim. Ilginc geldi. Ama yazanin adini soyadanin sadece ilk harflerini kullandim ozel hayata saygidan dolayi.


ezardan Uzanan El
Serdar on iki yaşındaydı. Bir yıl vardı ki, mahalle arkadaşlarıyla şehir dışındaki top sahasında maç yapmaya gidiyorlardı. Birkaç günde bir öğleden sonra maç yapmaya giderken ağaçlıktan dolanıp top sahasına varıyorlardı. Aslında kestirmeden gitmek vardı ya o zaman da mezarlıktan geçmek gerekiyordu. Bu işe de pek istekli olan yoktu. Bazen maç uzuyor, karanlığa kalıyorlardı. Çocuklar evlerine geç kalmamak için, böyle durumlarda mezarlıktan geçiverelim diye maç bitiminde atıp tutuyorlardı ama mezarlık kapısına gelindiğinde sesler kesiliyordu.

Bir iki derken bu durum bir akşamüstü yine karanlığa kalınmıştı. Maç çok uzamış ve epey geç olmuştu. Dönüşü yok mutlaka mezarlıktan geçiyoruz diyenler yine mezarlık kapısına gelindiğinde susmuştu. Serdar duruma el koymak ihtiyacını hissetmişti. “ Arkadaşlar, arkamda tek sıra olun. Ben sizi mezarlıktan geçiririm “ dedi ve arkadaşlarının arkasında tek sıra olmasını sağladı. Hafif ay ışığı vardı ve kesme taşlardan yapılmış mezarlık içindeki dar yolu aydınlatıyordu. Etraf zifiri karanlıktı. Çocuklar sessizce Serdar’ın peşi sıra ilerlediler. Yolun yarısına gelinmişti ki yan taraftaki mezarlıktan bir el uzandı. “ Tut elimi, benim elimi tut “ diyordu derinden gelen bir ses. Serdar irkildi. Yüreği ağzına gelecekmiş gibi oldu. Çok korktu. Arkasına baktı. Kimse yoktu. Hani arkadaşları neredeydi? Gerisin geriye dönüp kaçmaya başladı. Hızla mezarlıktan çıktı. Hedefi top sahasıydı. Oraya ulaşmak istiyordu. İki kere arkasına da bakmıştı. Gördükleri tarifi imkansız şeylerdi. Peşinde ölüler vardı.

Serdar top sahasına vardığında bugünkü maçta gol attığı kalenin içine yattı. Arkasında kalenin filesi vardı. Uzanıp tutmaya çalışan olursa fark ederdi. Tehlike gelse gelse önden gelirdi. Böyle bir şey olursa o zamanda ona göre davranırdı. Serdar kalenin içine girdiği andan itibaren peşindekilerin kaybolduğunu anladı. Yine de her an tetikteydi. Gözleri dört bir yana fır dönüyordu. Serdar o gece sabaha kadar uyanık bekledi. Güneşin doğuşunu görmek kimseyi Serdar kadar sevindiremezdi. Derin bir oh çekti ve gerisin geri dönüp mezarlıktan geçerek evine vardı. O el uzanan mezar sessizliğin sesini dinliyordu. Bir hareket yoktu.

Eve giderken ilerde Namıkların evinin önünde bir polis arabası vardı. Galiba yirmi-yirmi beş adam ve kadın vardı. Polisler onlarla konuşuyordu. Eve girdi. Annesi, babası evdeydi. “Oğlum nerede kaldın? Bütün gece neredeydin? “ diye sordular. Serdar olanları anlattı. Babası öğretmendi. Polislerin yanına götürdü. Olayın tek görgü şahidiydi. Polisler, Serdar’ın anlattıklarını dinlediler. Zabıt tuttular. Daha sonra evine geldi. Yemek yedikten sonra uyudu. Ertesi gün kaybolan çocukların aileleri bir evde toplandılar. Serdar olanları onlara da anlattı. Sorulan soruları cevapladı. İnanan da vardı, inanmayan da. Şu bir gerçekti: Ortada kaybolan on dört tane çocuk vardı. İşte buna hepsi inanıyordu.

Mezarlıkta ve top sahasında yapılan araştırmalar sonuçsuz kaldı. Aradan bir ay geçti. Bir ateş yanmıştı ve alev alev yanan ateş sönmüştü. Olanlar unutulmaya başlamıştı. Araştırmalar sırasında Serdar’ın dikkatini mezarcı Mahmut çekmişti. Mezarcı Mahmut, Serdar’ın anlattıklarını doğruluyor ve daha önce de o mezarın yanında bazı çocukların kaybolduğunu söylüyordu. Serdar onun mezarlık içindeki evine gitti. Onunla uzun uzadıya konuştu. Mezarcı Mahmut o mezar alıcı dedenin mezarı diyordu. Doksan iki yaşında ölmüştü. Öteki kaybolan çocuklar geri gelmedi, bunlar da geri gelmez diyordu.

Serdar ve ailesi dört yıl sonra o şehirden taşındılar. Aradan uzun yıllar geçti. Namık, Hikmet, Vahdettin, Mesut…tam otuz beş yıldır yoktular. Serdar geçen yazın yıllar sonra ilk defa o mezarlıktan geçti. Mezarcı Mahmut çoktan ölmüş, vasiyeti üzerine alıcı dedenin mezarının üstüne gömülmüştü. Bu işlemden sonra burada hiç çocuk kaybolmamıştı. Serdar mezarlıktan ayrılırken, çocuk konuşmaları, gülüşmeleri duyar gibi olmuştu.

Ouija Tahtasi Kullanimi

"Ouija Tahtasi Kullanimi


1. Ouija tahtasi icin iki kisiye ihtiyac vardir, tek kisi ouija tahtasi ile calismaz. Bir arkadasinizdan yardim isteyin, Bir kiz ve bir erkek olmasi onerilir.
2. Zamanlama, bir cok kullanici bu tahtayi aksam kullanmayi onerir, aksamlari atmosfer tabakasinda daha az mudahele oldugu icin
3. Bir atmosfer yaratin, quija aksam daha eglencelidir, odayi karanlik hale getirin, biraz mum yakin, isiklari, tv, ve muzigi kapatin. Ilginiz dagitacak her seyi kapatin.
4. Bir yere oturun, oturan kisiler yuzyuze bakmali, eger mumkunse dizleri birbirine dokunmali, tahta kucaklarinda olmali, masa kullanmayin.
5. Soruyu soracak kisiyi yada medyum da karar kilin, tahtayi tutan kisiler yada oda daki her hangi biri de soru sorabilir
6. yanliz sadece bir kisi medyum olmali yani duzgun ve resmi olarak tahtaya soru soracak kisi
7. planchette* tahtanin usutunde ucgen bicimli oynar parca bir baska degisle sikke levhasi'nin usutune her iki elinizi de hafifce yerlstirin
8. Simdi yerinden bir iki dakkika tahta isinana kadar daireler cizerek oynatin(tahtanin icinde tabiiki de)
9. Tahtanin seansi ele gecirmesine izin verneyin, medyum seansa sadece pozitif yada iyi ruhkar ile seans yapacagina kotu ve negatif ruhlarin davetini kabul etmiyecegini anons eder
10. Ilk basta kolay sorular"
  1. sorularla baslayin evet yada hayir cevabi alabileceginiz bir soru, ornegin geldin mi, suanda aramizdamisin vb?
  2. Sabirli Olun, ilk basta cevap alamayabilirsiniz, tahtaya isinmasi icin sure taniyin
  3. Kibar olun, tahta calismaya basladigi zaman ona (tahtaya yada varliga gelip sizinle kominike ettigi icin tesekkur edin)
  4. Sacma sorular sormayin, ben ne zaman olecegim gibi, tahta 6 ay sonra derse bosa ves vese yaparsiniz
  5. Fiziksel olarak orada oldugunu kanitlamasini istemeyin, bir cok deneyimli kullanici bu sekilde sorulara karsi uyariyor
  6. Tahtanin size soyledigi her seye inanmayin, tahtanin size soylediigi herseyin dogru olabilcegine inanmayin
  7. tahtayi kapatin, en onemlisi seans bittikten sonra planchetti goodbye yazan yere getirin , ve elleriniz kaldirin.

Oneriler
  1. Yaninzda cevaplari yazacak 3. bir kisi bulundurun, bazen harfler cok hizli bir bicimde hecelenir ve takibi zordur,3.bir kisi kolaylikla gelen mesajlari yazar
  2. Akli basinda oyanayin, alkol ve uyarici madde almayin, tahta ile oynarken sigara icmeyin
  3. Kontrolu elinizde tuttun, eger tahta kaba, hoyrat, sert, pis, yada kabul edilemez cevaplar verirse lutfen seansi hemen kesin

Parapsikoloji'nin bilim olmasina neden olan Fox Ailesi

Parapsikoloji'nin bilim olmasina neden olan Fox Ailesi


PARAPSİKOLOJİNİN BİLİM OLMASINA NEDEN OLAN FOX AİLESİ

1847 yılının soğuk bir aralık sabahı, New York yakınlarındaki Hydesville kasabasında küçük ahşap bir eve taşınan Fox ailesi kısa bir zamanda kendilerini çevrelerine sevdirdiler. Hydesville kasabasında hemen herkes bu mutlu, neşeli ve birbirine bağlı aileyi tanıyor ve seviyordu.
Olaylar, eve taşınır taşınmaz başladı. Üç ay boyunca sürekli garip gürültülere tanık oldular. Gürültüler periyodik bir şekilde evin her yanından geliyordu. Duvarlardan, giriş kapısından, mobilyaların içinden… Sesler, ilkin akşam üzerleri duyuluyordu. Her seferinde ailenin dört ferdi de kulak kesiliyor ve çoğu zaman da gecelerini uykusuz geçiriyorlardı. Aile bütün bunların anlamını bir türlü çözemiyordu.
Hatta bazen nedeni asla anlaşılmayan eşya hareketleri ve yer değişmeleri de oluyordu. Önceleri bütün bu gürültülerin bazı sahtekarlar tarafından yapıldığını sanan aile, bu olayı çözmeye çalıştı ama tüm araştırmaları boşuna oldu. Tedbirler bir işe yaramadı, bu tip olaylara hiç inanmayan komşuları bile olayların gerçekliğini kabul etmek zorunda kaldılar. Gürültülerin oluşmasında insan gücünü ve anlayışını bazı nedenler söz konusuydu.

İlk şaşkınlık devresi geçtikten sonra Fox ailesi, bu olaylara alıştı ve incelemeye koyuldu. Bazı belirtiler bir maksadı işaret ediyordu. Darbelerin sayısında düzenli bir hal vardı.!...
Soruların yanıtı, 31 Mart 1848 günü çözüldü. Rastlantı sonucu çok şaşırdıkları bir keşifte bulundular. Bayan Fox, o Cuma akşamını şöyle anlatır: “Yataklarımıza girdiğimizde vakit henüz erkendi. Ortalık doğru dürüst kararmamıştı bile. Biraz rahatsız olduğum için kendimi çok halsiz hissediyordu. Bu sırada bazı gürültüler duyarak, dikkat kesildim. Sanki odada bulunan ve görülmeyen biri, belirli aralıklarla eşyalara vurarak işaret veriyordu. Çocuklar da sesleri duymuşlardı. Bu garip sesleri, bir süre dinledikten sonra, kızlardan biri, parmağıyla masayı tıklattı. Ve odanın köşelerinden gelen bir vuruş, bunu bir yankı gibi yanıtladı! Az sonra, öbür kız da denedi aynı şeyi… Onun vuruşlarına da aynı şekilde yanıt verildi.
Küçük kızım Kate: ‘Bay çatal tırnak, ben ne yaparsam sen de onu yap’ dedi. Ve ellerini birkaç kez çırptı. Ses hemen yanıt verdi: Kızım ellerini kaç kere çırptıysa, ses de o kadar tıkırdadı. Bu sefer öbür kızım Margaretta atıldı: ‘Şimdi de ben ne yaparsam sen de onu yap’ dedi. Ve ellerini birkaç kez çırptı. Sesler, az önceki gibi, bunu da aynen yanıtladı!
O anda, aklıma, bir yoklama yapmak düşüncesi geldi: ‘Gürültü yapan’dan kızlarımın yaşları kadar vuruş yapmasını istedim. Gerçekten, kızlarımın yaşları kadar darbe sesi duyduk. Önce bir on vuruş oldu, kısa bir ara verildi, arkasından yedi vuruş oldu. Sonra, uzunca bir süre sessizlik oldu. Ve birden, üç darbe sesi daha duyduk! Bu da bir süre önce ölmüş olan küçük kızımın yaş sayısıydı. Ve sordum: ‘Sorularıma böyle doğru yanıt veren, bir insan mı?’ Hiç ses gelmedi. Bu sefer: ‘Psişik bir varlık mı? Eğer öyleyse iki defa vursun!’ sözümü daha yeni bitirmiştim ki, iki darbe sesi duydum!”
Böylece ‘Gürültü Yapanla’ Bayan Fox arasında olan ve daha sonra Tiptoloji adını alacak olan bu doğaüstü vuruşlarla bir çeşit alfabetik anlaşma sonucu, Bayan Fox onun kimliğiyle ilgili bazı bilgiler öğrenmeyi başarmıştı. Adının Charles Rhine olduğunu hayattayken ticaretle uğraştığını aynı evde yaşadığını ve otuz yaşlarındayken bir cinayete kurban gittiğini cesedinin evin bahçesine gömülü olduğunu söylemişti.
Yer : 2) Queen Mary Hotel Long Beach, California


Kayda gecen en fazla peri /hayalet aktivitesinin yasandigi otellerden biridir. Queen Mary Oteli butur olaylarin fiziksel olarak yasandigi sicak noktalardan biridir.

Bu tarihsel trasatlantik simdi tamamen iskeleye baglidir.Fakat Hayalet aktiviteleri devam etmektedir.

Otel musterilerine tarihsel perili/hayaletli turlar onermektedir.

Birinci sinif yuzme havuzunda 1930'larda havuzda bogulan 2 kadinin hayaletini gormek mumkundur.

Ve yine bir digeri 1960'larda havuzun yakininda soyunma odasinda negatif bir elektirik sayisiz medyum tarafindan tespit edilmisitir.

Daha fazla hayalet : Bu otelin hayaletli/perili baska bir noktasida otel'in balo salonu. Beyazlar giymis beyaz bir kadin, ve 1.sinif (1930'larin) takim elbiseyle bir adam.

Otelin On Deposu : Oyun oynayan cocuklar gorulmektedir

Ve Kabin B340, o kadar cok rahatsizlik verici olay yasandiki artik o oda kullanilmiyor.

Turist sinifi havuzunda bogulan bir kadinin hayaletinin dolastigi soylenir.

Kayip Denizciler: Bosun'nun killeri, daha once'den kendi eskort gemisi olan baska bir gemi tarafindan Nazi gemilerinden kacmak icin zig zag yaparken parcalanmistir.

O zamanki savas sartlarina gore, Queen Mary gemisi sag kalanlari kurtarmak icin duramazdi. 300'un ustunde denizci boguldu.
Halen daha geminin duvarlarina vuruslar duyulur.


Otel'in Mutfak kismi: Geminin mutfagi da geminin esrarli bolgeleri icindedir, II. Dunya savasi sirasinda yemegini begenmeyen bir asker tarafindan otelin ahcisi oldurulmustur.

Ahcibasi yanan firina atilarak oldurulur, mutfakta zaman zaman ahci'nin cigliklarini duymak mumkun.

Bir'de Gemi'nin Morgu var : Yaklasik 50kisi bu gemide oldu, eh sizinde bekliyeceginiz gibi geminin morgu da esrarli.

bunlardan biri 18 yasindaki gemici John Pedder, 13 nolu kapinin ustune dusmesi sonucu olmus.

zaman zaman oldgu zaman ustunde bulunan mavi uniforma ile gorulur.

Bir baskasi da William Starrk, kaptanin cin sisesinde saklagi zehiri cin diye icerek oldu.
--------------------
Yer : 3) Hotel Del Coronado Coronado, California

Eger otele gunun birinde yolunuz duserse Kate Morgan'in odasini isteyin.

1892'de genc bir kadin esiyle sukran gunu nedeni ile bulusmak icin otel'e giris yapar.

Fakat genc adam esiyle hic bulusmaz, bir kac gun sonra genc kadin otelin denize inen merdivenlerinde olu bulunur.

Otel'in konuklari ve misafirleri otel'in icinde ilginc meltem esmeleri ve bir cok garip olaylar yasadigindan bu yana siyah elbise giymis bir kadin hayaleti sikca gorulur olmus.


3502 nolu oda da bir gun icinde 37 anormal olay parapsikologlar tarafindan tespit edilmistir.

Daha fazla ogrenmek istiyorsaniz Otel Del Coronado bir kitap bastirdi, Guzel Yabanci Kate Morgan'in hayaleti ve Hotel Coronado
--------------------
Crescent Hotel Eureka Springs, Arkansas


Cresent Oteldeki esrarli odalar: Cresent Otel’in bir cok odasi esrarlidir.

Cresent Otel 218 nolu odada Micheak Irlandali bir tas ustasinin catida onarim yaparken dusup oldugu oda.

Onun ruhunun duvarlari yumrukladigi, TV ve isiklari acaip kapadigi soylenir.

Ayni zamanda otelin 202 ve 204 nolu odalarinda bu tur esrarli olaylarin yasandigi dilden dile dolasir.

Bu otelin esrarli odalarinda esrarli olay yasmak icin kalmaniz gerekmez zira otelin eglence odasinda Doktor Norman Bakerin sasirmis hayaletini gorebilirsiniz.
1930’larda suanda otelin bulundugu binada hastane ve saglik merkezi isletiyormus.

Otelin 3.katinda beyaz uniforma giymis bir hemsire’yi gorebilirsiniz.

Otel’in 419 nolu odasinda kat hizmetlilerine ve otel’de kalan konuklara kansr hastasi oldugunu soyleyip sonra birden bire ortadan kaybolan yasli bayani gormek mumkundir.

Otel’n lobiside ise bir adamin hayaletini gormeniz mumkundur, lobby de barda oturuan daha sonra ayakta merdivenlerde bekleyen bu hayaleti gorebilirsiniz.

Gecenler’de hayalet avina ciklan bir grup genc, garson gibi giynmis elinde tepsi tasiyan bir hayalete raslarlar.

Hayalet gencleri asansor cikisindan 3. kata kadar izler ve daha sonra aniden ortadan kaybolur.
Recent Developments at the Crescent Hotel:

Baska bir kiz ise oda kapisini acar acmaz karsisinda garson gibi giynmis hayaletin dimdik onlari suzdugunu gorur.

Ve Yemek odasi Kristal Yemek odasi, suanda aktifdir ve Viktorya tarzi giyinmis bir cok hayalet aynalara yansimis ve masalarda yemek yerken gorulmustur.

Noel zamani bir calisanin bildirdigine gore eski klitli olan Kristal Yemek odasinin bir kosesine Noel Agaci birakildigini ve altina hediyelerin kondugunu soyledi.

Diger calisanlarinda olayi gormek istemek uzerine eski yemek odasina geldiklerinde Noel agacinin ve hediyelerin odanin baska bir kosesine tasindigini ve karsisina yarim daire olacak sekilde 3 tane sandelye konuldugunu belirtti.

Yasanmis Hayalet Hikayeleri

Yasanmis Hayalet Hikayeleri


Asagida yazdiklarim Yabanci Kaynakli bir siteden alinmistir.
Parapsikoloji dalinda arastirma yapan ve bu tur olaylari yasayan insanlarin paylasim yaptigi bir siteden aldim.

Yer : Ingiltere / Rochdale

Yakin zamanda kuzenimin yanina Rochdale / Ingiltere'ye gittim. Beni kendi uzerinde arastirma yaptigi eski terkedilmis bir eve goturdu.
O her nedense bu evin eski ve terkedilmis evin sahipleriyle uzaktan bir yakinligimizin oldugunu dusunuyordu.Eve bakarken birinin elimi tuttugunu histettim. Fiziksel olarak varligini hisediyordum. Daha sonra uzun zaman once olmus genc bir erkegin sesini duydum.

Bana yillar once oldugunu soyledi, daha sonra kuzenime donup, daha once burada 2 kisinin olup olmedigini sordum.

Kuzenim ise benim boyle dusunmeme neyin sebeb oldugunu sordu? Bense arkadamda varliklarini hisettigimi soyledim. Ergenlik caglarinda belki de daha genc olabileceklerini soyledim. Birinin digerinden daha kucuk oldugunu ve bir akrabalari tarafindan 100 lerce yil once yaklasik IS (Isa'dan sonra)1200 yillarinda oldurulduklerini soyledim.

Bu binan'in (Clegg Hall)suan bulungu yerde daha onceden kale hendegi varmis.Ve babalari, 2. Henry ile birlikte Hacli Seferine gitmis.
Cocuklari Bertrund (14 yasinda) ve kardesi Randulf (13ysd) amcalarina birakmis.Amcalari araziiyi ve mirasi kendine istiyormus.

Bir aksam en buyuk erkek kardes gece uzun bir yuruyusten donmus ve biraz hava almak icin kucuk kule'ye tirmanmis.

Amca tam hamlesini yapacakken, amca'ya guvenmeyen kucuk kardes abisini mirasadan feragat etmesi icin cagirmis,

Amca kucuk kardesi .korkuluklardan atarak kale hendegine dusurup oldurmus, olaylari goren abi ise amcayi yaralar, amca yasli fakat kuvettli bir adamdir, kendi yaralandigi gibi buyuk kardesi de yaralar.Fakat buyuk abinin de sonu kucuk kardes gibi olur.

Baba hacli seferlerinden dondukten sonra, amca yegenlerinin nasil oldugunu hakkinda hic bir fikri olmadigini soyler.

Baba amca'ya ogullarinin olmesine izin verdigi icin ofkelidir.
Amca komsu koylere kacar ve abisini oldurmek icin planlar yapar.

Evlerin icinde diger evlere gecmek icin gizli bir tunel vardir. Amcanin bu gizli tunellerden ana yatak odasina gectigini varsiyoruz, Amca bu duvara asili olan goblenin arkasinda bulunan gizli gecitte beklerken baba da aci icinde yatagindadir. O sirada en kucuk oglunun hayaleti belirir ve babayi dikkatli olmasi konusunda uyarir.

Baba duvara asli gobleni cekince yere kilic duser ve amca gizli gecitten cikar ve aralarinda kavga cikar, bu kavga sonucu amca olir.


O zamandan bu zamana bu iki kardesin ruhunun bu evde dolastigina ve insanlari uyardigi soyleniyor.
Yüzyıllardır esrarını koruyan buluntular

Yeryüzünde yüzyıllardır esrarını koruyan birçok tarihi buluntunun sırrı çözülemiyor.

DEV HEYKELLER
Pasifik Okyanusu'ndaki Paskalya Adası'nda bulunan dev heykeller de sırlarını koruyor. 9 metre yüksekliğindeki dev heykelleri hangi uygarlıkların yapmış olabileceğine ilişkin çeşitli görüşler bulunuyor. Dev heykellerin taş platformlar üzerine nasıl oturtulduğu araştırmacıları düşündürürken, niçin yapıldıkları da merak konusu.

GÜNEŞ KAPISI
Güney Amerika'daki sırrını koruyan arkeolojik buluntulardan biri de Tiahuanaco'daki Güneş Kapısı. Tek parça taştan yapılan 5 metre genişliğinde, 3 metre yüksekliğinde ve 10 ton ağırlığında olduğu tahmin edilen Güneş Kapısı'nın nasıl bir yöntemle ve ne amaçla inşa edildiği bir türlü açıklanamıyor.

NAZCA ÇİZGİLERİ
Peru'da 1926 yılında keşfedilen Nazca kasabası yakınlarındaki üçgen, dörtgen, sarmal ve hayvan şeklindeki çizgilerin sırları çözülemiyor. Çizgilerden bazılarının yaz ve kış gündönümlerini işaret ettiği, hatta dev bir takvim görevi gördüğü öne sürüldü. Bazı bilim adamları çizgilerin UFO'lar için yapıldığı iddiasında da bulunuyor.

STONEHENGE TAŞLARI
Güney İngiltere'de Salisburg düzlüklerinde yer alan üç metreden yüksek, dikine duran taşlardan oluşan Stonehenge taşları da sırlarını koruyor. Her biri tonlarca ağırlığındaki taşlar mühendislik harikası olarak değerlendirilirken, çeşitli efsaneler de bulunmakta. Dinsel törenlerin yapıldığına inanılan Stonehenge'in rasathane olduğu yönünde çeşitli bulgular olmasına rağmen halen taşların sırrı çözülemiyor.

KALECİK'TEKİ TAŞLAR
Van Merkez Kalecik Köyü'nün 1.5 kilometre kuzeydoğusunda yer alan ve Urartu dönemine ait dikili taşlar ve taş halkalar da dikkati çekiyor. 400 metrekarelik alana matematiksel olarak dizilen 2 bin 475 dikili taşın astronomiyle ilgili olduğu düşünülüyor. Taşların sırrının çözülmesi için çalışmalar devam ediyor.
Buraya yazdiklarimi bir internet sitesinden alip tercume ettim.

Bir Haziran gunu, arkadasim ve ben pizzaciya gittik.

Kiz kardesi ve erkek kardesi, arbada on koltukta oturabilmek icin arabaya dogru kostu.

Arkadasim anne ve babasiyla yavas yavas yuruyordu. Evsiz gorunuslu biri onlerinde belirdi. Ac gorunuyordu, ve artiklarini istedi, onlarda arta kalanlarini adama verdiler. Adam tesekkur etti ve yurudu, arkadasim ve ailesi de yurudu. Arkadasim cok mutlu oldu. Daha sonra omzunun arkasindan baktiginda adam havadaydi.

-Kaitlyn




Tamam, Benim Adim Ian. Amcam Jack 5 yil once kalp probleminden oldu.

Bir gece, Odamdaydim saat 22 :00 civariydi, kitap okuyordum, koridorda bir ses duydum. Annem bodrum kattaydi, babam ve kardesim ise yataktaydi. Bende kim oldugunu anlamak icin kalktim, ve karanli bir figur orada duruyordu. Sonra bana bakip kayboldu.

Sabah kalktigimda onun amcam Jack oldugunu anladim.(cunku bana baktiginda yuzunu gordum ve amcam, Jack'e benziyordu )

- Ian B. 11 yasinda


TAVLA

Genç bi kiz ailesinin evde olmadigi bi aksam arkadaslarini davet etmis. kiz kiza yemisler, içmisler, derken içlerinden biri Hadi cin cagiralim demis. Ev sahibi kiz da hiç inanmazmis böyle seylere ama arkadaslarina ayip olmasin diye kabul etmis. Harfler kesilmis, fincan ortaya konmus ve elele bir masanin etrafinda daire olunup cin çagirma olayina girilmis. Cin gelmis gelmesine ama bizim kiz hala fincani arkadaslarinin ittigini dusunuyormus. Bi ara fincan hizli hizli harflere giderek soyle demis: Içinizde bana inanmayan biri var. Yarin saat 4’te o kisiyle tavla oynamaya gelecegim. Kizlar feci tirsmislar ama ev sahibi kiz hala dalgasindaymis isin. Saat çok geç olmadigi halde seans hemen bitirilmis ve kizlar evlerine dagilmis. Bizimki zaten o tür þeylere hiç inanmadigindan cin olayini ertesi sabah unutmus bile. Öglene dogru telefon çalmis. Arayan, kizin çok sevdigi, çok iyi anlastigi teyzesi

, Bugün içimde bi sikinti var, evdeysen bi ara sana ugruycam. Dertleselim biraz demis. Kiz da sevinmis teyzesini görecek diye, Hemen gel, ben de seni çok özledim demis. kiz, teyzesini hakikaten dertli ve solgun görmüs. Hosbes etmisler ama teyze hala dalginmis. Kiz, Teyzecim sen konustukça daha kötü oldun, istersen baska brey yapalim dems. Teyzesi de O zaman tavla oynayalým. Ne zamandir seninle oynamadik. Kafam dagilir biraz demis. Kýz tavlayi almaya giderken bi gece önceki olay aklina gelmis, Meger benim teyzem cinmis deyip gülümsemis. Kizla teyzesi güle oynaya tavla oynarken bi ara teyze tuvalete gitmek için kalkmis. O içerdeyken telefon çalmis Arayan kizin babasiymis Adamcagiz çok üzgün bi sesle konusuyormus: Kizim teyzen öglen bi trafik kazasi geçirdi. Durumu çok iyi degildi ama Allahtan ümit kesilmez deyip sana haber vermedik ama az önce teyzeni kaybettik, basimiz sagolsun


RUH

Öncelikle merhaba demem gerekiyor sanırım. Size yazacagım olay teyzamin basından geçmistir. Benim bütün teyzelerimin basından böyle seyler geçmistir hepsini yazmak isterdim ama sadece bir kaç tanesini yazacagım. Bir gün Ankara'ya gittigimde teyzemlerde kalmıstım.ben teyzem ve 2 kuzenim. Teyzem böyle seyleri konussmamızı istemiyordu ama biz yinede konusuyorduk. Kuzenim teyzemin (onun annesi oluyor) basından geçen bir olayı anlatıyordu. Vede sunu belirtmem gerek bu teyzem böyle seylerden hiç korkmaz yine sorarsın hiç ürkmedin mi diye hayır der. Yani gecenin 3 ünde yatırlarıyla ünlü bi köyde dısarı çıkma cesareti bile gösteriyor. Açıkca söylemek gerekirse ben asla çıkamazdım. Herneyse benim ölen bi kuzenim daha vardı. Ben hiç görmedim onu çünkü ya dogmamıstım yada 1 yasında bile degildim. Bir gün teyzem onun ölümünden sonra gece yatagında onu düsünmeye baslamıs öbür tarafta nasıl acaba? Diye kendi kendine soruyor ve aglıyrmus her gece oluyormus bu her gece istemeden aglıyormus. Bir gece yine onu düsünürken (normal olarak gözleri kapalı) bir karartı fark etmis ve gözlerini açmıs karsısında ölen kuzenim duruyormus. Bir süre teyzeme gülerek bakmıs ve el sallayıp gitmis. Sonra teyzem anlamıski öbür tarafta mutlu. O günden sonra hiç düsünmemis onu. Vede sadece kuzenim annesine yani benim diger teyzeme anlatmıs bunu vede o 2 kuzenimde gizli gizli dinlemisler. Vede bana anlattılar. Haa aklıma gelmisken bu teyzemin basından bir olay daha geçmis. Yine gece tuvalete gitmis sonra odasına geldiginde bi dedenin teyzemin sandıktaki geceligini giydigini görmüs sonra teyzem 'kısa gelmis dur çıkarda uzatayım'demis ve egilmis geceligin ucuna sonra dede kaybolmus elbisede yere düsmüs. Aslında bu anlatıkları bana biraz saçma geldi ama teyzem dogru oldugunu söylüyor (bizim ısrarımız üzerine anlatmıstı bunu). Zaten teyzemin yalan söyleyecegini sanmam. O gece 2 kuzenimle beraber hiç uyuyamadık çünkü hepside dogruydu bu anlatılanlarından sonra uyurken hep tıkırtılar duyduk vede sesler. Ama sabah kalktıgımızda komik geldi çünkü hepimiz korktugmuzda psikolojik olarak böyle seyler uydurabiliriz yada bazı esyaları ruha cine cadıya falan benzetebiliriz. Yazacagım o kadar çok sey varki artık onları da baska yazılarımda sizlere aktarırım.

TEHLIKELI YOLLAR

Izmir'in oldukça islek olan Inönü Caddesi'nde kaza eksik olmaz. Fakat bu kazaların nedeni sürücülerin ve yayaların dikkatsizligi degilmis. 1960'larda yapılan bu cadde, bazı yerlerde mezarlıgın üzerinden geçirilmis. Çanakkale'de Jandarma Kampı'nın önünden Izmir'e giden yol, civardeki en çok trafik kazası olan yolmus. Bu yolda haftada en az bir kere kaza oluyormus. Kazalar genelde kampın önünde olurmus. Çünkü geceleri savasta ölen askerlerin ruhları askeriyeyi ziyaret edermis. Bu görüntüden tırsan sürücüler direksiyon hakimiyetini kaybedermis.

Alıntı:efsaneler.com

UST KATTAKI KATIL

Büyük bahçeli bi villada yasayan genç bi çift, çocuklarını bakıcıya bırakıp dostlarının verdigi bi partiye gitmis. Bakıcı kız çocukları yatırdıktan sonra televizyon seyretmeye baslamıs. Bi ara telefon çalmıs. Kızcagız telefonu açtıgında karsısında hırıltılı bi sesle konusan biri varmıs: “Su an üst katta çocukların basucundayım. Sen de gelsene buraya. Huhahuha!” Kız feci korkmus haliyle. Ama kendini “Kesin salak bi telefon sakası bu” diye düsünüp sakinlestirmeye çalısmıs ve televizyonun sesini sonuna kadar açmıs. Telefon tekrar çalmıs. Aynı hırıltılı ses yine o histerik kahkahasını attıktan sonra, “Çocukların yanındayım. Hadi sen de gel yukarı” demis. Kız daha da korkmus ve santrali arayarak durumu anlatmıs. Santralde iyi bi kadın varmıs, “Adam sizi aradıgında bi’kaç dakika konusturun. Numarayı tespit eder, sonra da polise bildiririz” diyerek kıza yardımcı olmus. Bakıcı kız telefonu kapatır kapatmaz hemen çalmıs telefon. Aynı ses yine aynı sözleri tekrar etmis. Kız konusmayı uzatmaya çalısmıs ama sapık anlamıs bunu ve hemen telefonu kapatmıs. Bi’kaç dakika sonra tekrar çalmıs telefon, arayan santral memuresiymis ve panik durumdaymıs: “Hemmen kaç oradan! Arayan numaranın da adresi aynı. Yukarıda bi telefon hattı daha var demek ki!” Kız kossa kossa kaçmıs evden. Bu arada santraldeki kadın, polisi olaydan haberdar etmis bile. Polisler bi’kaç dak’kada adrese gelip eve girmis. Gerçekten de üst katta elinde kocaman bi kasap satırı olan bi katil yakalamıslar. Üst kat pencerelerinin birinden eve giren sapık katil iki çocugu öldürdükten sonra o telefonları etmeye baslamısmıs.

MEZARLIKTAKI YANGIN

Su an 17 yasındayım ve olay bundan 3-4 sene evvel YASANMISTIR. O yaz en büyük zevkimiz arkadaslarla gece asagı inmek idi ve hemen hemen indigimiz her gece birbirimize korku hikayeleri anlatırdık. Anlattıgımız hikayeler genelde kendi hayal ürünümüz olurdu fakat anlatırken sanki yasamıs gibi anlatırdık ve kendi uydurdugumuz hikayeye o ortamın verdigi gerilimle kendimiz de inanır ve korkardık. Içimizde en çok hikaye anlatan Nedim diye bir arkadasımız idi. Nedim yasça bizden büyüktü ve bizi korkutmayı iyi basarıyordu açıkçası. Yine böyle bir gecede Nedim bize çok ilginç bir hikaye anlattı. Hikayeye göre bazı insanlar sebepsiz yere içlerinden gelen bir atesle küle dönüsecek kadar yanıyorlarmıs. Bu yanma o kadar çabuk gerçeklesiyomuski, kendisini kurtarmaya zamanı olmuyormus kurbanın. Ayrıca bu olay kurban yalnızken gerçeklesiyormus, yani görgü tanıgı olmuyormus hiçbir zaman. Bu anlattıgı hikaye ilginç oldugu kadar inandırıcı gelmemisti çogumuza. Fakat Nedim evinden getirdigi ansiklopedi de yazılanları bize gösterince tüylerimiz diken diken olmustu hepimizin. Bu olaylar gerçek yasanmıs olaylar olarak anlatılıyordu ansiklopedide kanıtları ile. O gece eve kosar adımlarla çıktım ve bütün gece gözlerime uyku girmedi. Ertesi gün ise belki hepimiz için hayatımızın en korkunç günü olmustu. Gelen habere göre Nedim bir sokak arasında ölü bulunmustu ve isin ilginç yanı Nedim'in gömüldügü mezarlıkta 1 hafta sonra yangın çıkmıstı ve bütün mezarlar yok olmustur.Inanmayan arkadaslar eski gazeteleri karıstırabilirler. Tarih: 3 Eylül 1997, Mersin mezarlıgı orman tarafında onlarca mezar yanmıstır.



SEYTAN

Yıl 1994 temmuz ayı cumartesi aksamı.. Ben ve kardesim o aksam yemek yiyorduk ve aniden zil çaldı, kapıyı annem açtı.Kapıda olan kisiler arkadaslarımdı ve bizi asagıya çagırıyorlardı saat 10.00'na geliyordu sofradan kalkar kalkmaz asagıya indik arkadaslarımızla her gece korkunç hikayeler anlatırdık, (Gece dedim çünkü sabahlara kadar oturur hikayeler anlatır oyun oynardık) her kafadan bir hikaye çıkardı ortaya ama birbirimizi korkutmak için yarıs yapardık.O aksam herkez hikayesini anlattıktan sonra oyun oynamaya karar verdik, o zamanlar 11 yasındaydım ve saklanbaç oynamayı çok seviyordum. Ebe saymaya basladıgında herkes yerini almıstı ve bende, tabiki ben o anki olacak olaylardan haberdar degildim, kim bilirdiki seytanı karsımda görecegimi neyse konuya geçelim ben yerimde ebenin saymayı bitirmesini bekliyordum ebenin saydıgı binanın yan tarafındaydım ebebin sayması bitmedigi için sıkıntıya girmistim o, an arkamı dönmemle dona kalmam bir olmustu simdi seytanla karsıkarsıyaydım o herkesin bildigi gördügü bir tipten degildi (tabiki görenler için..) 2 metre boyu,yumrugum kadar iri ve kıpkırmızı gözleri çatal biçiminde uzun asası 2 adet iri buynuzları ve üstünde siyah birseyi vardı ama ayakları yoktu evet yanlıs okumadınız ayakları yoktu adeta uçuyordu o, anda vücudum çözülü vermisti hemen bahçenin ortasındaki kuyunun arkasına saklanmıstım ebe agladıgımı duyunca hemen arkadaslara haber verdi bu seytanı yakın arkadasımda görmüs ve oda çok korkmustu. (ismini vermeyecegim.) Ve bu olaylardan sonra her pisligin yanında cinlerin olduguna saitlik ettim. Ertesi sabah seytanı gördügüm yere geldik orada bulunan ev bombostu evin içinde bir el vardı ve sanki el bizi seyrdiyordu önce inanmadık sonrada banyoda gördük ev zemin kattaydı banyonun penceresinden içeri yumurta kartonu attık ve karton geri geldi ve bu olay bi kaç defa gerçeklesti ne zaman oraya gitsek üst kattakilerin kızını yerde baygın buluyorduk ve bu olaydan sonra bisey farkettimki ne zaman korkunç hikayeler anlatsak ozaman kötü seyler oluyordu ama anlatmayıda seviyorduk. Bu yüzden siz siz olun sakın korkunç seylerden bahsetmeyin eger cinlerden bahsedecekseniz kötü varlıklar diye konusun, bunu sakın unutmayın...

My Blog List